Seni anlıyorum. Seni anlamam sana hak vermem anlamına gelmiyor, ama seni anlıyorum.
Yaşamın tozpembe olmadığını, yaşamın salt mutluluk olmadığını,” o, bütün duyguların toplamıdır” diyerek sana anlatmıştım. “Yaşam herkese karşı eşittir ve onu farklı kılan insanların bakış açılarıdır” dediğimde buna inanman zor gelebilir. Kendi doğrularını zihninden boşaltmadan yeni bir yaşamı kucaklayamazsın. İçinde eski bir sen var ve bana "Ben UK gibi hayata bakmak istiyorum diyorsun!"
Sen UK gibi olmadan UK’ nin yaşam biçimini bilemezsin. Sen mutluluk olmadan mutluluğu bilemezsin, sen aşk olmadan aşkı yaşayamazsın, sen sevgi olmadan sevemezsin ve tüm bunlar için önce aydınlanman gerekir. Kendi dünyan karanlıklar içinde ve sen bana aşktan, sevgiden söz ediyorsun.
Sen kendin olmadan kendini sevemezsin ve kendini sevemeden tüm bu saydıklarımın dışında kalırsın. Hepsi içinde var; fakat sen dışarıdasın. Onlar içeride, ama sen yoksun! O zaman her şey var ama sen yoksun; önce bunu anlamalısın!
Seni izliyorum, yaşam yolculuğunda ya geride kalıyorsun ya da ileride; gerçek yaşam ikisinin tam ortasında, ama sen orada yoksun; sana kötü bir haberim var, sen hiç yaşamıyorsun! Yaşam ortada ama sen geridesin, yaşam ortada ama sen ileridesin. Yaşam orada ve sen yoksun; sen yaşamıyorsun! Bunu kabullenmek zorunda değilsin, ama sen yaşamın içinde yoksun!
Duyguları izle! Mutsuzluk sana geldiğinde ölü bir duygudur, enerjisi yok denecek kadar azdır, o sana senden doyum almak için gelir. Evrendeki evinden çıkmıştır ve sen onu doyurmak için kendine çekersin. Hemen yanında bitiverir. Kendini izle; sonra sen onu sahiplenirsin ve bütün enerjini ona yüklersin. Mutsuzluğun da tek istediği budur; senin enerjin ile doyuma ulaşmak.
O bana da geliyor, ama ben onun ne amaçla bana geldiğinin farkındayım! Ona istediği enerjiyi vermediğim için ziyareti kısa sürüyor. Onu beslemiyorum. “Yaşam herkese karşı eşittir ama onu farklı kılan insanların bakış açılarıdır” derken anlatmak istediğim buydu.
Ama kendi doğruların var, o zaman benim ne anlattığıma değil, kendi düşüncelerine yoğunlaşırsın.
Boş ol, bildiklerini unut! Bilmek zorunda değilsin, tanrı her şeyi biliyor; onun bilmesi kafidir! Senin bilmene gerek yoktur! Bilme isteği, doyuma ulaşmak isteğidir ve bu egosaldır. Arzu oradadır ve arzu egosaldır. Düşünceye kendin enerji veriyorsun ve seni kemiriyor. Yaşamın ortasında kalamıyorsun. Düşünce varsa sen yoksundur! Bunu izle! Çünkü düşünceler yaşamını çalan hırsızlardır. Seni yaşamın merkezinden ayırırlar. Geriye çekerler, sonra ileriye çekmeye çalışırlar ve onları sen besliyorsun!
Kendini tanımalısın, sonra beni tanırsın ve kendini tanıdıktan sonra beni tanımak gereksinimin kaybolacak, çünkü o zaman aydınlanmış olacaksın.
Hadi şimdi git ve Yaşamı İzle!
UK Yas Ustası
|
Yorumlar
ehli Şahsiyetlerimiz in anlattıklarını hatırlatıyor.(Mevlana,YUnus, Hacı Bektaş)
Söylemek istediğim siz yeni bir şeyler söylemiyorsunuz .Zaten Gerçek Alimlerimizin anlatmaya çalıştığı dünya kuruldu kurulalı insanlara vermek istedikleri…
Mesele,sadece İnsanlarımızın Şu önceden kararlaştırılmı ş zaman geldiği ve içlerindeki boşluğu daha çok kavrayıp açlık çektiği için tutunacak dal araması meselesidir.
Bunlar içinde yeni bir yola ihtiyaç olduğunu sanmıyorum.Büyük islam alimlerinin yolunu takip ettiğinizde zaten çıkış kapısına yaklaşmış oluyorsunuz. Gerisi Size bahşedilmişsse eğer o kapıdan geçebilmeye kalıyor.
Ben Allah a olan inancın kuvvetlenmeden insanın aydınlanacağına inanmıyorum.
Batı dan empoze edilen aydınlanma teorileride insanı sadece bu dünya da huzura erdirebilir ama cehenemden kurtarmayacaktı r.
Saygılarımla
Zeynep Akkan Alıntı
sizin ne demek istediğinizi o kadar iyi anlıyorum ki içimizde var olan tanrıyı,sevgiyi bulduktan sonra zaten yaşamın bizim düşüncelerimizl e pozitifliğe doğru yönlendiğinin farkındalığına varıyorsunuz..işte o zamana yaşamın bize verilen en güzel armağan olduğunu biliyorsunuz…sevginin içimizde çoğaldığını anlıyorsun…çok tşkler…herşey için ve sizin gibi insanların bu dünyada olması dileğiyle… Alıntı