| Uğur Koşar 1 Şubat 2010
Şöyle Bir Soru Geldi: UK, Bana Yaşamı Anlatır mısın? Bana, Onu Daha Rahat Yaşayabilmem İçin Bir Formül Ver, Buna İhtiyacım Var. |
Sana yaşamı anlatacak doğru kişi ben değilim, aslına bakarsan kimse sana yaşamı anlatamaz, onu yaşamak gerekiyor, onu hissetmek gerekiyor, onu olduğu gibi kucaklamak en güzeli. Onu oyuncak gibi kurcalamadan ve bozmadan hissetmek en anlamlısı...
Yaşam bir çiçektir, onun kendine has özel bir kokusu vardır ve o da sevgidir. Onu formüllerine alet edersen kopartmak zorunda kalırsın ve kopan bir çiçek artık sunidir, ölüdür, onun kokusunu hissedemezsin. Onu koparttın ve ellerin ile tutuyorsun, amacın onu keşfetmek; fakat onu keşfetmek adına her şeyi berbat ettin! Şimdi ölü bir şeyi keşfedeceksin ve bunu asla yapamazsın! O artık cansızdır, onda keşfedilecek bir şey bırakmadın!
Yaşamı hissetmek istiyorsan onu olduğu gibi kabul edebilirsin, o zaman sevgi kokusu tüm benliğini saracaktır. Ona yüreğinle yaklaştığında o da sana yüreğindeki kokuyu sunacaktır; fakat insanlar bunun tersini yapmakta. Her önüne gelen ona bir parmak atıyor!
İnsanlar yaşamın bir gizem olduğunu unuttular. Onu keşfetmek için formüller aradılar ve hala da arıyorlar. Gizemi bozduğunuz zaman anlamını yitirir, o yüzden yaşam çoğu zaman anlamsız gelmekte. İnsanların önünde bir gizem var ve o gizemi hissetmek yerine her tarafını parmaklayarak büyük bir tecavüzü gerçekleştiriyorlar.
Ve sen de buna dâhilsin!
Benden bir formül istemekle onu kurcalamak istediğini görüyorum. Yaşam bir oyun bahçesi gibidir, bir bebeği içine bıraktığında o bahçede oyununu oynar, bahçede zorluklar da olsa bebek bunu duyumsamaz bile; çünkü o yaşam bahçesinde mutludur, huzurludur, oyunun içindedir. Sen de o bahçedesin ama o bebek gibi hissetmiyorsun, sen kurnazlık peşindesin. Sen, onu nasıl ele geçirebilirim?, nasıl kontrolü sağlarım?, diye kurnazca planlar peşindesin!
Bebek de seninle birlikte aynı bahçede, ama o mutlu ve huzurlu, gözleri ışıl ışıl, çünkü o bahçeye saldırmıyor, olanla mutlu olmasını biliyor. Onun bahçeyi ele geçirmek gibi bir egosu yok! Yaşam Bahçesinde mutlu bir yaşam istiyorsan o bahçeyi elde etmeye gerek yoktur, onun içinde olman kafidir! Olduğun seni bulman yeterlidir. Daha fazlası egonun kandırmasıdır.
Yaşam sana bir gül sunuyor ve sen gülün dikeni olduğu için rahatsızlık duyuyorsun ve insanlar sana bugüne kadar hep şöyle dedi: “Gülü seven dikenine katlanır” dikene katlanmak seni yoracaktır, benimsemediğin bir şeye nasıl katlanabilirsin ki? Bunu bastırmak zorunda kalacaksın, o içeride sürekli seni rahatsız edecek ve bunu bir ömür peşinde götürmek zorunda kalacaksın! Bu en büyük yanılgıdır, sana öğretilenler yüzünden şu an bu noktadayız ve ban sana diyorum ki; gülü severek dikenine katlanmak zorunda değilsin.
Gülü dikeni ile birlikte sev, onları ayırt etme, onlar birlikte güzel ve anlamlı. Onları ayırırsan bütünü bozmuş olursun, tıpkı mutluluk arayışın gibi, tıpkı rahat arayışın gibi.
Her ikisini de sevgi ile kucakladığında bir mucizeye tanık olacaksın. O zaman yüzeyden ayrıldığını ve derinlerden yaşamı izlediğini göreceksin ve bu aydınlanma halidir.
O zaman baktığın her yerde mucizeyi fark edeceksin ve bunu tekrar tekrar söylüyorum, yaradanın sana sunmuş olduğu her şeyde bir mucize vardır. O güzel olmayan bir şeyi yaratmaz, bunu asla yapmaz. Sen, onun sana gönderdiği bazı sunuları kötü diyerek geri çevirdiğinde en büyük nankörlüğü yapmış oluyorsun. O sana gül veriyor ve sen ona” hayır, bunun dikeni de var” diyerek reddediyorsun.
Gülü dikeni ile sevdiğinde bütünü kavramış olacak ve bunun farkındalığı ile yaşamın diğer sunularını da sevgi ile kucaklayacaksın.
Hadi artık git ve gülü olduğu gibi, sevgiyle kucakla, canının yanmadığını göreceksin!
UK www.ugurkosar.com
|
|
Yorumlar
EbRu BatuR :) Alıntı