| Uğur Koşar 25 Aralık 2009
İki yaşam mevcut, biri dışarıda diğeri içeride ve iki dünya vardır; Sen ve Dışarıdaki… |
Genelde içindeki dünyadan uzak olduğunu ve kendinden kaçışlarının sebebini de çok iyi biliyorum ama bu benim bilgim; sana verirsem senin bilgin olmayacak, senin üzerinde sadece benim bilgim kalmış olacak; o yüzden insanlara bilgi vermeyi benimsemiyorum. Bu son derece anlamsız kalırdı, ama istersen feneri her zaman uzatabilirim. Yolunu ne zaman aydınlatmak istersen sana verecek bir fenerim olduğunu unutma!
Arkadaşı yas ustası UK ‘ ya sormuştu: Dışarıdaki dünya neden bana renksiz geliyor? Diye. Usta da ona, içindeki dünyanın karanlık olduğu sürece dışarıyı aydınlık da kaplasa bir anlamı kalmayacağını söylemişti ve usta haklıydı. Usta bunu yaşamıştı ve arkadaşını düşündürmeye yöneltmişti. Usta hiçbir zaman yaşamadıklarını anlatmaz. O önce yaşar sonra paylaşır! Onun uzmandan farkı budur. Bir uzman ise dışarıdan öğrenir. Okur, dinler ve sana anlatır. O başkalarının fikirlerini, doğrularını sana vermeye çalışır. O yüzden uzmanların yaptıklarını benimsemiyorum. Adam bekar ve çıkmış aile iletişimi kursu veriyor. Adam bekar ve çıkmış “ nasıl doğru baba olunur” adında seminer veriyor. Bu aptallığın en büyüğü, bu görülmemiş bir ruh ticaretidir. Bu en büyük ruh soygunudur!
Şimdi konu bu değil, arada düşündürmek istedim!
Sen varsan her şey orada ve sen yoksan hiçbir şey orada değil! Zihnin canlı durumda olsaydı onlar da orada olacaktı, o seni yanıltacaktı. O sana her şeyin dışarıda olduğunu sürekli anımsatacaktı, ama sen yok olduğunda zihnin de yok oluyor ve o zaman her şey orada olsa da bir anlamı kalmıyor! Sana çoğu zaman bunu anlatmak istedim. İçindeki dünyanın dışarıdaki dünyayı biçimlediğini görmelisin.
Ve içindeki dünya mutsuz ise dışarıdaki dünya da mutsuzdur. Oysa sen hep dışarıda mutsuzluk olduğu için kendini mutsuz hissediyorsun. Bu öğreti tamamen aptalca! Bunu sana kim öğrettiyse kendi kurallarını sana empoze etmek istemiş!
Orada ol ama orada olma!
Bunu sana biraz açmalıyım. Orada ol” derken varlığını hissederek bulunduğun ortamı izlemeye almanı söylüyorum. İçindeki dünyayı gözlemleyerek orada olmak… ve “orada olma” derken dışarıdaki dünya ile çok ilgilenmemeni anlatmaya çalışıyorum.
Eşin, ailen, gökyüzü, denizler, kelebekler, kuşlar onlar dışarıda ise bir anlamı zaten yok ki! Dışarıda kaldığın sürece hislerin zayıflıyor ve sen hissiz, duygusuz bir şey olarak çıkıveriyorsun!
Orada ol ama orada olma!
Buna dikkat etmelisin. İnsanlar bazen dikkat et demekle ne demek istediğimi tam anlayamıyorlar. Dikkat et: onu izle, demek. Ona kulak ver, demek. Onun sana söyleyeceği bir şey var ve sen ona kulak vermiyorsun. Aşk, sevgi, yediğin yemek, alışveriş vs vs vs vs vs. dikkat et derken onunla konuşmanı istiyorum. Seni tüm varlığınla ona odaklamaya davet ediyorum.
Orada ol ama orada olma.
Bu bir boşluk halidir. Huzur ve dinginliktir. Hep mezardakilerin yaptığına özeniyorsun. Onlar ne olursa olsun hiç ses çıkartmıyorlar, isterse Dünya yerle bir olsun umurlarında değil, nasıl olabilir ki? Onların zihni yok ve bu durumda dışarıda da bir şey yok! Senin için her şey var ama mezardakiler için hiçbir şey yok! Onların varlığı burada ama onlar burada değiller; çünkü onların zihinleri yok! Stop etmişler, kapatmışlar, on off yapmışlar. Bunu sen de yap. Kafanı kapat gitsin. Düğmeye bas gitsin. Sürekli açık tutmaktan hücrelerini de öldürüyorsun! Bırak düşünme bu kadar!..
İşte sana özendiğin yaşamı sunuyorum. Orada ol ama orada olma! Bunun için ölmen de gerekmiyor, sadece iç dünyanın dış dünyayı biçimlendirdiğini bilmen kafidir! Yaşam sana ne verirse versin, senin ona verdiğin anlam duygularını yönlendirir. Bunu izlemelisin. Bunun farkında olursan o zaman beni daha net anlarsın.
Ve boşlukta kaldığında anın içine girersin, bu gerçek yaşamdır. Düşünce yoktur, sadece saf haliyle bütün güzellikler önünde süzülür. Kuşlar, kelebekler, deniz, insanlar ve sen onları izlediğinde, çevresindeki senin zihninin oluşturduğu tozlar bir anda yok olur. O zaman ortaya saf güzellikleri çıkmıştır ve bunu tüm varlığınla hissedersin. Onlar senin içine işlemiştir, artık dışarıda değildir. Sen onlarla bütünleşmişsindir tıpkı çocukluğundaki gibi…
Bir yaşında çocuk vardı kitapları kurcalıyordu ve bir anda bütün kitapları kitaplıktan olduğu gibi yere indirmişti. Annesi yanına geldi ve eline vurdu; çocuk onun gözlerine baktı ve düşmanca bir hareket olarak algılamadı. Onun düşünceleri tertemizdi o sadece güldü. Gülümseyerek cevap verdi…
Onun içinde annesinin ya da bir başkasının kendisine kattığı olumsuz şeyleri yakalayacak bir egosu yoktu, zihni daha ego ile buluşmadığı için sadece gülümsüyordu. Bir çocuğa küfür et sana sadece gülecektir. Hiçbir şey olmamış gibi sana sadece gülümser
O oradadır ama orada değildir!
İşte sana “orada ol ama orada olma” derken bunu anlatmak istiyorum.
Hadi artık git ve orada ol ama orada olma!
UK www.ugurkosar.com
|
|
Yorumlar
"Yaşam sana ne verirse versin, senin ona verdiğin anlam duygularını yönlendirir"
Doğru söze başka ne söylenebilir ki?
Hayata bakışımız, yaşam içinde duruşumuz hep kendimiz kaynaklı. O zaman yaşam içinde olup, nasıl etkileneceğimiz i belirleyerek orada olmamak da kendi elimizde. Her zaman denemeye değer!
Teşekkürler Yazınız için Uğur Bey.
Sevgiyle, saygıyla… Alıntı