| Uğur Koşar 22 Aralık 2009
Bir Adamı Korkuların İçin Seviyorsan Sen Ona Bağımlısındır ve Bağımlılık varsa Aşk Olamaz. |
O Adam Senin Korkularını Yenmen İçin Kullandığın Bir Araç Olmuştur. Aşk Sandığın Koca Bir Yanılgıdan Öte Bir şey Değildir. Aşk Kanatlanmak İster, Uçmak İster ve O Kanatlarının Birini Sevdiği İle Paylaşmak İster. Biri sen Diğeri O...İki Kanat Var ama BİR Gibi Duruyor, İşte Aşk Budur, Bu En Derin Aşk Halidir, Artık Yüzeyi Bırakıp Derinliğe İnmişsindir; Bu Aynı Zamanda BİZ Olabilmenin Dinginliği ile Yaptığın En Derin Meditasyon Halidir!
Aşk Bir Meditasyona Döndüğü Zaman Tüm Varlığın Sıcacık Kalır, Dışarıda Soğuk Vardır ama Senin Tüm Hücrelerin Aşkın Sıcaklığı ile Isınmıştır. İçinde Eşsiz Bir Müzik Belirir, Hücrelerin Dansa Kalkar ve Bütün Organların Bu Dansa Eşlik Eder. Bu Tanrının Dansıdır! Sen İçindeki Tanrıya Dokundun ve O Bunu Kutlamaya Başladı. Tanrı Senin Gerçek Aşkı Bulmanı Bekledi ve Sen Sonunda Onu Duyumsamışsındır. Karanlık Kalkmıştır ve Karanlığın Örtüsü Kalktığı İçin Tanrı Senin Derinliğinde Belirmiştir; Orada Bir Aydınlık Olmuştur. Sen Tanrı ile Bütünleşmişsindir.
Tanrı ve Aşk...
Gerçek Aşkı Duyumsarsan Tanrı Hemen Ardında Belirecektir; O Zaman Her İkisini de Kucaklamış Olursun. Bağımlı bir ilişkin varsa bu bağımlılığın ipleri kopmaz, ama bu bir işkence halini alır. Bağımlı olduğun kişi yaşamıyordur, çünkü o senin gibi bir ölüyle birlikte ölmek üzeredir! Can çekişiyordur…
Bağımlılığın altında yatan korkudur, korkun var ve sen eşine, arkadaşına, nişanlına karşı bağımlısın. Ona tutunmuşsun; sen onu sadece sevdiğini sanıyorsun, onunla olmak bir ihtiyaç senin için o yüzden aslında sen onu sevmiyorsun, sadece sevdiğini sanıyorsun. Onunla olmak istemen bu yüzden, tamamen korkularını gidermek, sevgi sadece bir yanılgı, zihnin senin kandırıyor. Vicdan azabı duymanı istemiyor; ortada sevgi yok! Gerçek bu, ama sen gerçeği göremiyorsun! Nasıl görebilirsin ki; yüreğin kör olmuş durumda, gerçeği görmen bu durumda imkansızdır.
Aşk senin bağımlılığına dönüşürse acı çeker, hastalanır, senin kopyaların var ve bu her geçen gün çoğalıyor. Bir sürü senden var ve aşk acıya dönüşüyor. Aşk acıya dönüşünce sen de acı veriyorsun yaşama, yaşam, sen acıysan acıdır, sen tatlıysan tatlıdır. Sen renkliysen yaşam renklidir, senin rengin yoksa o da renksizdir. Ve sen yaşamı karalıyorsun. Yaşam çekilmez bir yer halini alıyor ve en kötüsü de bunun farkında olmaman. Bir olumsuzluk başlatıyorsun ve tüm dünya bundan etkileniyor, merkez sensin ama farkında değilsin. Yaşamı suçluyorsun, o garibimin de sesi yok; sadece seni izliyor. Bir dilim olsa da sana bunları anlatabilsem, diyor ama sen hala onu suçluyorsun.
İnsanlara dikkat et, tanrıya bağlı olmak yerine bağımlı bir şekilde yaşarlar. Sadece korkuları olduğunda tanrıyı hisseden, ona dua eden insanlar neredeyse yüzde doksanın üzerindedir. O zaman sen tanrıyı sevmiyorsundur, sen ona bağımlısın, korkuların var ve tanrı senin korkularını gidermek için kullandığın bir iyileştirici oluyor, sen mutlu ve huzurluysan tanrı kayboluyor! Bu durumda sen tanrıyı sevmiyorsundur, sadece ona bağımlısın ve sevdiğini sanıyorsun. Arada çok büyük bir fark var, sevgi ve korku!..
Sana tanrıdan korkma demiyorum, o yaratıcıdır ve tek korkulacak olandır, ama onu korkuların için yanında hissetmen sevgisizliktir; anlatmak istediğim bu!
Bak bir şey anlatayım:
“Adam ateistti ve arkadaşı dindardı ama çok korkuları vardı ve ateist dindar arkadaşına şöyle dedi: Gel bırak bu işleri, tanrı yok, her şey kendi kendine oluyor zaten; ben bunları yapan birini görmüyorum. Arkadaşı net bir şekilde cevap verdi: Hayır, bunu yapamam. Beni bir yaratan var ve ben korktuğum zamanlar hep ona sığınarak mutlu olurum.”
Senin de yaptığın budur. Hep korktuğun zaman sığınmak… Bunun sevgi olmadığını görmen gerekiyor, artık uyanmak gerekiyor!
Mutluysan yaratana şükretmezsin, anımsamazsın bile; çünkü rüyadasındır, acı şart, acıyı seviyorum yoksa uyanmıyorsun! Acı en güzel uyandırıcı, acı en derin farkındalık haline götürür insanı. O yüzden acı olmalı. Acı hakkında sonra anlatacaklarım olacak ama şimdi konu bu değil. Önce bağımlılığını izlemen gerekiyor. Onu sadece izle, anlamlaştırma, düşünme ve sadece izle. İzlemek, dinlemek gibidir. Onu izlersen dinlemiş olursun.
Onun sana anlatacakları vardır. Benim tek yaptığım budur. Yaşamı izlemek ve onun sunularını sana sunmak. Yoksa bu bilgileri bana kimse vermiyor, bir yerden okumuyorum, sadece izliyorum ve dinliyorum. İzlersen dinlemeyi de öğrenmiş olacaksın.
Hadi artık git ve olanları izle!
UK www.ugurkosar.com
|
|
Yorumlar