|
Soru: UK, Aşk bir duygu diyorsunuz ve gelip geçeceğini söylüyorsunuz. Peki, aşk bitecek ise nasıl evleneceğiz, kime güvenerek çocuklar yapacağız?
Cevap: Siz zihinsel bir olgudan söz ediyorsunuz, benim söz ettiğim aşk gerçekçidir; o var oluşsaldır, hiçbir duyguya bağlı değildir. Gelip geçen ise sizin duygularda gördüğünüz aşktır, siz aşkı zihinde yaşadığınız için gelip geçmektedir; yoksa varlığın temeli olan bir şey nasıl geçip gitsin? Siz zamana bağımlı yaşıyorsunuz ve zaman geçmeye müsaittir, o kaybolacaktır. Aşk şimdiki anın içinde çiçeklerini verir o, gelecek yahut geçmişte açan bir çiçek değildir.
Fakat insanlar aşkı, mutluluğu, sevgiyi, huzuru yüzeyde arıyorlar, onları erişebilecek bir duygu olarak algılıyorlar. Aşk ve sevgi zaten sensin, tek sorun sen sende değilsin! Sen yüzeydesin, sen evden uzaktasın.
Şayet her insan kendi varlığının aşk ve sevgi olduğunun farkındalığına ulaşırsa hiçbir evliliğin içinde aşk son bulmayacaktır! İnsanların konuştuğu ve sizin söz ettiğiniz yüzeysel aşk gerçek bir aşk olmadığı için bitmektedir, o duyguya bağlı bir devinim içindedir; gelir ve gider.
Sizlerin sözüne ettiği aşk zihnin algıladığı karmaşık bir duygudur. Sen aşkın farkında değilsin, onu sadece çok derin yaşayan insanlar gerçek anlamda hissedebilmişlerdir. Sizler için aşk çok yüzeydedir ve yüzeyde olanın derinsel anlamı yoktur.
Sözüne ettiğiniz aşk, karanlıklar içinde açmaya çalışan bir tohumdur, ama o asla çiçek veremez, çünkü bir aşk tohumu açmak, filizlenmek için aydınlığa ihtiyaç duyar.
Sen karmakarışıksın, için kararmış durumda, sen aydınlanmamışsın ve aydınlanmaya dönüşmeden içindeki aşk nasıl filizlenebilir? Bu insanlığın büyük bir yanılsamasıdır. Aşk ancak senin aydınlığında ortaya çıkar, aşk oradadır ama o bir tohumdur, o açmamıştır.
Sen bahçede açmış bir aşk çiçeğisin; fakat yola çıkmış ve bahçeye uzaktan bakıyorsun, orada durup bahçede açan çiçeklere imreniyorsun. “Keşke ben de o bahçenin içinde çiçek açsam” diye mırıldanıyorsun. Senin özün bahçe, seni dışarıya atan ise zihindir. Sen zaten orada açmışsın. Senin bütün sorunların kendini dışarıda gördüğünde başlar, anlıyor musun?
Siz zevki- hazzı; aşk, sevgi ve mutlulukla karıştırıyorsunuz. Kendinizi mutlu hissettiğiniz o anı farkındalıkla izlediğinizde göreceksiniz ki, sizi mutlu eden olayın kendisi değil, onun kısmen oluşturduğu durumlardır. Eşin sana ilgi gösterdiğinde mutlu, sana ilgi göstermediğinde mutsuz olursun, seni mutlu yahut mutsuz eden eşinin varlığı değil, onun oluşturduğu koşullardır.
Ve bu koşullar gelip geçecektir, gelip geçen bir şey ise gerçek değildir, o sadece vaki olmuştur. Bir kez öz mutluluğun-sevginin ve huzurun hiçbir duyguya bağlı olarak ortaya çıkmadığını anladığında hiçbir evlilik heyecanını yitirmeyecektir.
Şunu dikkat et!
Bütün sınırlamalar, bütün huzursuzluklar, bütün öfke, kızgınlık ve mutsuzluklar kendi zihninden gelmektedir, dışarıdan sana gelen hiçbir şey yoktur!
Aşk sensin, ben senim, sen bensin, hepimiz özde biriz; ayrımı yapanın zihnin kendisi olduğunun farkında olursan dünya cennete dönecektir. Aradığın her şey senin merkezindedir, oraya geri dön. Dışarıda ıstırap vardır, içeride ise dinginlik.
Zihnin ötesinde olan her şey dinginliğin ve sevginin kaynağıdır, hakikat bu kadar basittir.
TANRININ RÜYASI KİTABINDAN / UĞUR KOŞAR
Kitabı D&R 'dan Satın Almak İçin Tıklayınız
Kitabı %40 İndirimle Satın Almak İçin Tıklayınız
|